DİLRUBA

3/10/2006 · Kategori: Yazilarim-Hikayelerim

 

gece karanlık çökünce

yüreğimin feryadıdır dökülen kağıtlara

ve sen

böyle bir şiiri yırttın dilruba

artık ne cumbalı ev saadetleri bıraktın aklımda

ne taşlı sahanlarında çıvıldaşan çocuk hayalleri

yıktın dilruba

geçmişim üstüne yükselttim geleceğimi

o kağıtla birlikte

yırtıp attın dilruba


oysa düşler gerçeklik taşımalı değil mi

hayal küpüme sığmaz hayaller

kurmamalıyım artık belkide

büyücüler kendi zehirleriyle ölüyor asırlardır

unuttum mutluluğu dilruba

söyle nerden gidiliyordu

yoldan çıkarma beni

herşeyini saçlarına düğümleyip

senin hepsini kaybetmene izin vermiş biriyim

delinin tekiyim

bir yol göster

kimsesizim


hangi eski aşkın ağıdına çıkıyor tarifin

bu yıllardır senden kopamamamdan utanıyorum

uzaklaş artık benden

bir günümde seni düşünmeden geçsin

çek git içimden

diyemem

söyleyemem...


bir şair gibi haykırdım ben sana aşkımı

ve ilk kez şiir dediğim bir şiir yazmıştım

eline aldın ve yırttın

yüzüne bile bakmadın kelimelerimin

bu kadar değersizmiydim ben

hayır bu kadar da değildim

okumalıydın dilruba

geç olmadan

ve bir gün kurtlar parçalamadan

o cennet kokan tenini...


ah eski bir lahitsin

kutsal şehrin tam ortasında

kervan yoluna yüz adım mesafede

umudun köleleştirdiği insan yığınlarına

öğretiyorsun umudun yerini

içinde saklıyorsun o beyaz güvercini

dilruba

umut yoksa artık

dindir bu dip sesi kallbime gelmeden

sustur şarkını gitardan sök

al ve git

peşinden geleni göremeyecek kadar yokedilmişsin

sana noldu nazlı süreyyam

rüzgar kıyamazdı saçlarına dokunmaya

şimdi ne sersemletti seni ki

rüzgar bile tenezzül etmiyor saçlarına...





düş artık düşlerimden

düşündüklerim

sana düşmeden

git artık ellere

ellerim seni istemeden

gözleme beni gözucundan

gözlerim görmeden

git sözüm tükenmeden

gelmeni istemeden

hadi acele et dilruba

git

günahkarsın

bak sende

haram meyveden tatmışsın

git dilruba çağırmama da aldırma

git dilruba

tekrar aşık etme kendini bana


21,09,2006

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DENİZKIZINA İLK YAZIM

10/8/2006 · Kategori: Yazilarim-Hikayelerim

Hicran çağımın figan mevsimin de adın ilk kez düştü dudağıma.gül cemalinden uzak yaşamaya çalıştım uzun müddet.Akrep ve yelkovanı bir gün seni kalbimden sökecek kadar güçlü zannettim deniz kızı.Seni tuhaf ve zamansız,seni kalbimi meşgul eden sıradan bir fısıltı sandım.Ne bilirdim fırtınaların bu kadar habersiz,ani ve yıkıcı olduğunu.Gönül denen,benim çoktan kana ve gözyaşına doyurduğum harabemde çiçekler açabilecek kadar büyük bir kudretin sebepsiz ve sualsiz kölesi olduğumu farkettiğimde geç kalmıştım.İlk kez geç kalışıma sevinip,ilk kez geç kalmış olmamdan utandım denizkızı.Pusulasız çıkılan bir yolculuğun sonunda limanına demirleyip orada bulunduğumu hiç kimseye söyleyememekti yaşadığım.Gün geldi seni seviyor olmaktan utandım,gün geldi sana layık olamadım,gün geldi seni özledim,sana baktım,ağladım.Şimdi içimde sana biriktirdiklerim kağıda yazılmayı reddederken ben umudumu kırık kalemimin ucuna,belki birgün yüzüme çarpıp gideceğin şiirlerime bıraktım.Adını hiç kimseye söylemedim,hiç bir yerde yazmadım.Kalbimden benden habersiz büyüdün ve orada kalmalısın.Hep birine aşık olacaksın korkusuyla nefes alıp verirken seni sevdiğimi uzun zaman sana söyleyemeyeceğimi ve acı çekeceğimi biliyorum.Ama ben buna kader diyorum.Çaresizliğimden kader diyorum denizkızı ...

(05 Nisan 2006 Çarşamba)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Son Vahşet Üzerine

5/8/2006 · Kategori: Yazilarim-Hikayelerim

Bu bir vahşet,bu bir cinayet,bu bir ihanet insanlık tarihine,bu dünyanın asırlardır edindiği tüm güzel değerlerin örneğin sevginin,saygının,aşkın,merhametin,kardeşliğin bir silah ucunda,bir vicdan boşluğunda,bir emir komuta zincirinde vurulması,öldürülmesi.Bu bir felakettir zira hiçbir felaket bu kadar gözyaşını peşi sıra getirmemiştir.İncir çekirdeğini doldurmayan bir sebebin ardına sığınacak kadar alçalıp sonrasında masumları,silahsızları,doğum sancısında bir anneyi,ağzı süt kokan bebeği öldürmenin kendini devleştirdiğini sanan,tarihte insanlığa kan ve gözyaşından başka bir şey bırakamamış  ben-i İsrailin son katliamıdır tanıklık ettiğimiz.Bu bm nin acziyet maskesi taktığı,ab nin timsah gözyaşı akıttığı,abd nin dünya üzerinde her şey benim emrimde ben ol demeden hiçbir şey olmaz deyip tanrı rolüne soyunduğu,300 milyon arap dünyasını yöneten kişilerin iktidar korkusu,saltanat sevdası ve abd hayranlığı yüzünden 7 milyon nufüslü bu zalim zümreye bir şey yapamadığı katliamdır.bu bizden sonra yahudi siyonizminden daha çok etkilenecek,mc donalddan yemek yiyecek,coca coladan vazgeçmeyecek yeni nesle unutturulacak ve yapılan her şeyin İsrailin yanına kar kalacağı bir savaştır. Vücudunun küçüklüğünden çocuk olduğu anlaşılan ama kandan,parçalanmışlıktan,yanık vücudundan ötürü erkek mi kız mı olduğu anlaşılamayan,bu insan avında ne ilk ne son olacak nefessiz bırakılmış bir cesedin fotoğrafına bakıyorum şu an.Bir diğer fotoğrafta bir tepenin yamacında melek masumluğunda uykuya daldığı fikrine kapılabileceğim ama dikkatimi topladığımda cansız bırakıldığını fark ettiğim bir kız çocuğu var.Az ilerisinde bir su şişesi ve muhtemelen ona ait…su içerken vurulduğu ihtimalini düşünmenin verdiği ve bana ağır gelen bu azap benden başka hiç kimsenin kalbini yakmıyor mu acaba?Bu dünya üzerinde İsrailin karşısına geçip sen artık çok oluyorsun diyecek kadar şeref dolu insanların yönettiği bir devlet arıyorum ama insanlık yüzüne balo maskesini takmış ve olayı sonu belli bir Romeo jüliet trajedisi gibi izlemekte.Oyun bitince bütün oyuncuları alkışlayacaklar.Sahneden çok izleyici sıfatı taşıyanları alkışlıyorum ben çünkü rollerini çok iyi oynuyorlar.Bir başka fotoğraf  takılıyor gözüme.bombalanmış bir apartman enkazı ve sayısı kestirilemeyen enkaz altında cesetler...söylenecek çok fazla şey yok.

Bu bir soykırımdır,bu bir miras yeme kavgasıdır,bu yaşlı kurdun sofrasından azık çalma yarışıdır ve insanlık bir gerilim filmi izler gibi rahat koltuğunda filmin sonuna senaryo üretme sevdasındadır.Yazacak onca şey varken susuyor kalemim çünkü sorulacak tek soru kalıyor her fotoğrafın sonunda ’noldu bana.düşmanımın gözyaşını gördüğümde bile titreyen kalbim neden insan şerefine yapılan bu ihanete kayıtsız kalıyor.’

Sahi noldu bize ?

(4 ağustos 2006)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!