Sana Aşığım Deseydim

10/10/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

 

Bak nasıl kırıyor ufacık laflar insanı
bu ateş senin isteğinle yanmadı ki
söndür deyince sönsün
bu bir gülen,bir ağlayan yüzün
bana felaketler çağrıştırıyor

bana böyle davranma
ve öğren
kalbime senden daha çok acı verenleri
yani sen ehli değilsin bu işin
yakışmamış işte
git içeri ve değiştir
mimiklerini
bana bakarken

bir gece gökyüzüne bak
göreceksin
bana seni hatırlatan her şey ağlıyor

anılar karmakarışık esir aldılar ruhumu
sen giderken hangi aydı bilmiyorum
ızdırap ele geçiriyordu gönül tahtımı
her akşam kızıllığında
biliyor musun
sen gidince
bu şehir suni yaşamlara alıştı
sen geldiğinde kalbim
hiç bir şeye alışamamıştı

şimdi bana özlemden bahsetme
sana uzak beni yakan
bana aşktan bahsetme
belki sana anlatamam
hayır sana aşık değilim derim
ama inan
senden başka herşey bana yalan geliyor

hadi
'evet sana aşığım deseydim'
hiç bir şey değişmeyecekti ki
çünkü sen her savaşta kazanana aitsin
bense içimde çok savaş kaybettim
benim aşkım esir alındı
yüreğim sürgün edildi
yüzüne aşina olmak istediklerimden
hayat düşündüğün kadar kolay değil nur yüzlüm
eğer sana aşığım deseydim
merak ediyorum
sensizliğe yazılmış bu kaderi
değiştirebilecekmiydin

16,09,2006

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Aynaya Dönüşen Gitar

19/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

Yalnız bir gölgenin arkasındayım
Kesik ruhumla
Sana yürümekteyim
Adın belli belirsiz,adın düşman
Bir ayna arkasından sana bakmaktayım
Yüzün aynada elinde bir gül
Sana dokunmaktayım
Adın ayna da
Acım aynada
Ruhum aynada
Ve seni sormaktayım aynaya
En güzel kim nidasıyla değil
En çok acı veren kim diyerek
Adın ayna da
Cevap ayna da
Susuyor ayna
Çünkü biliyor senin bana verdiğin
Her acıyı taşıyabileceğimi biliyor
İsyanımın sana olmadığını biliyor
Seni ne çok sevdiğimi biliyor

Adın aynada
Yüzün aynada
Sen aynadasın

Uzanmak,tutmak
Sana dokunmak değil çabam
Adın aynada
Yüzün ayna da
Ben bakıyorum aynaya
Bakmak sana doyurmuyor
Sevmek sana doyurmuyor
Adın aynada
Yüzün ayna da
Ağlamak bile çare olmuyor
Bir şiir meclisinde yaşıyorum
Ve şairliğim aslında laf ebeliği
Laf ebeliği yaparak seni sevmeye çalıştığımı
Yada seni kendime aşık edebileceğimi zannediyorum
Herşeyim aslında laf ebeliği
Adın orda
Ben aynanın arkasındayım
Ben acı çekiyorum...
Şimdi bir gitar tınısında seni görebiliyorsam
Hani her şarkıda söylenen o güzellik sensin ya
Hani o denizden çıkan peri kızı var ya
İşte onu gördükçe sana bakıyorum
Adın ayna da
Yüzün aynada
Ve sana bakmaya doyurmuyor hiçbir ayna

Sen aynadasın
Yüzün aynada
Ben aynaya bakıyorum
Sen aynadan gidiyorsun
Bilmiyorsun ki güzelim,bilmiyorsun...

Bir gizemli tılsım gibi
Seni saklıyorum
Şiirlerim seni saklıyor
Yada laf ebeliğim
Aslında üzerimdeki bu soğukluk
Yıllar önce sönen kalbimi taşıdığımdan
Ve nice zamandır işte oradayım
Sana baktığım yerde
Ve sende ordasın
Şimdi olduğun gibi
Adın aynada
Yüzün aynada
Sen aynadasın

Sonra zılgıt yemiş bir fikir
Aklıma takılıyor
Aşk aslında bir yalan
Biliyorum
Peki o halde ben neden seviyorum
Adın ayna da dağılıp kayboluyor
Yüzün yüzünü çevirince aynadan gidiyor
Arkandan gelmek istiyorum
Gitmek bile sana yakışıyor
Biliyormusun...
Hiçbir zaman sevmek üzerimde güzel durmadı
Bir çaba göster
Güzelliğini çevir o aynaya
Ey melekler şehrinin sahibi
Ey güllerin üstünde güzellik
Ey bir şair nefesiyle anlatılamayan
Uğrunda şiirler yazılan
Yollarında ölünen
Sen gitmişsin
Adın aynada kalmış,
Yüzün aynada kalmış
Bu nasıl büyü

Şimdi kalbim yaralı bir kelebektir
Avuçlarında ölümü bekleyen
Bitecek
Ama hangi kelebek
Yeni baştan o masum tırtıl olabilir ki
Ve tüm kelebekler
Uçarken ölecekler

Sen giderken
Üstüne bir şiir bıraktım
Dışarıda yağmur yağıyor
Ve sen o yağmurda ıslanmıyorsun ya
Hani Islanmasını bilmeyen Kadınlar gibi
Adın ve yüzün aynada kalıyor
Sen gidiyorsun
Sen gittin diye mi
Arkandan yağmur ağlıyor

Bu şiir iki kişiktir
Korku ve yalnızlık bürünmüştür üzerine
Bir de bir şiirde söylenemeyecek cümleler
Kimsenin bilmediği bir gitar tınısı
Ve artık yorgundur gitarcı
Dayanacak gücü yoktur
Bir şiir yazılmıştır
İçinde sana benzeyen her şeyin kullanıldığı
Şiir seni anlatamamıştır
Seni anlatacak tek şey
Oradaki aynadır
Adın o aynada kalmıştır
Yüzün o aynada kalmıştır
Seni seven bu adam
Aynaya bakakalmıştır
Bir gün
Seni sevsede
Senin gideceğini bilmektedir
Ve o adam
Seni severek
Senin gidişini beklemektedir

Ama ne olursa olsun
Giderken yağmur olmasın olur mu
Çünkü yağmur belki gözyaşı döktürür sana
Yağmur acı verir belki

Efkarlı bir sabaha uyan ve adın dilime düşsün
Aynaya bakıyorum şimdi
İçinde senin gözlerin olan
Ellerin saçlarında
Sen gittin
Ben sana aşık,ben benden uzak

Aslında bu ses yağmurun feryadıdır
Çünkü yağmur bir aşkın arkasından ağlayabilmektedir
Yağmur yağarken bir aşk bitebilmektedir
Bir yağmurda her hangi birisi gitmektedir
Belkide kalbini bırakıp
Koparmaktadır,bırakmaktadır bir şeyleri ardında
Ama sen nereye gidersen git
Çünkü gittiğin kadar adın aynada
Yüzün aynada
Ben aynadayım
Sana bakmaktayım

Şimdi hiç bir şey seni anlatamıyor
Gitar tınısı bile senden ayrı çalıyor
Hayatta en güzel şey
Vurulmaktır bir yalnızlığın nefesiyle
Senin üzerinden bir şiir geçmekte
Sana yazılmakta her şiirim
Sen bilmiyosun
Gidiyorsun işte
Adın ayna da
Yüzün aynada
Ben aynanın arkasındayım
Sen yoksun
(Haziran 2006)
 

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Denizkızı Efkarının Yazdırdıkları

10/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

Bu şiirin hikayesi:

18 temmuzda yazmaya başladım ve bitirmeden önce 20 temmuzda Akçakoca seyahati ardından da okul telaşına düştüm.10 ağustosta okurken şiiri tekrar yazmaya karar verdim.20 temmuza kadar yazdığım cümlelerin başharfleri büyük harfle başlıyor.bugün yazdıklarımda küçük harfle.

 

Denizkızı Efkarının Yazdırdıkları

Ver felaket üstün körü bir gazaba hapset
Ver felaket beni ele güne muhtaç et
Bu hangi meleğe yakışır ki denizkızı
Kurak bahçesinde efsun yetiştiren bedevi
Figanıma paha biçerse şayet
Susacak dünyanın karanlık yüzü
Buluğ çağını tamamlayacak mutluluk
Sinemde hüznün kalacak isli geceden
Kokun duyulmayacak penceremden
Damarlarımda şahmaran zehri
Böyle umudu somut şiire tövbe
İçten fethetme çağındayım kaleleri
Senin kalbin sarp kayanın üstünde
Ne zaman kalemi elime alsam
Gözlerin kelebekler uçurur gökyüzüne
Nefesin kara bulutları boğar
Hicran çağımın nazlı süreyyası
Kaç hıçkırığına yeter tahammülüm
Seyrin bile zeval veriyorken kalbime
Bu canhıraş feryadı nasıl sahiplenirim
İrem bağlarının nefsi gül kızı
Nice anı sensiz yarım bıraktım
Anaç bir sancıyla kızardı şafak
Sabah meltemini sana bıraktım
En asi kelimem ayakucunda
Uysallığın kemendidir boynumda
Konması imkansız kalbimi vurdun
Bu avdan ne kadar düşer payına
damla nazarından ürkerken kainat
aklı selim işi değil yaptığım
kaç nehir ömrüme kan taşıyacak
fersahını bilmem,izini bilmem
işte alınyazım,bak işte çilem
bir ömür ardından şiirler yazmak
hazanıma müddet çizemiyorum
düş diyarını varederken nazlı tenin
bir mecalsiz bakış takıyosun gözlerime
bu neyin nişanıdır
bu nasıl bir kaybetme abidesidir ki
seni göremiyorum
dilim tökezliyor adını söylerken
uykuyu unutmuşum aşkının nihayetinde
şark fasıllarında gece giriyor yatağıma
buruluyor yıldızların yüreği
senin gökyüzüne taşınacaklar
seni görüp bana anlatacaklar
birlikte ekmek keseceğiz sensizliğe
seni birlikte bekleyeceğiz
fezama gel bu uğursuz uğraşları yakayım
sana çalan bir şiir yazayım körpecik aşkımla
babil kulesinin gözü yaş kızı
vurgun yesin seni bensiz bilenler
kırıldı elinde el bilmez fikrim
kaskatı kesildim,hevessiz kaldım
zemheride vuslat var mı sinenle
elimi açıpta rabbe yalvardım
beni ondan onu senden ayırma diye
ver saadet bir ömür yüreğine hapset
ver saadet al yanına kölen et
bu senin gibi bir meleğe yakışır denizkızı

(18 temmuz-10 ağustos 2006)
 

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Her Aşk Lafta Erimez

5/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

sen bu şehirden gidince
güneş gözlerinde gidince
değersizleşiyor İstanbul
seni sensiz anlatmanın anlamsızlığı
iki kelimeyi bir araya getiremiyorum
bak yine yutkundum hevesimi
söyleyemiyorum
seni ne kadar çok özlediğimi

her aşk lafta erimiyor
ben bitiremiyorum beynimde seni
üç beş günlük bir aşkı bitirir gibi
gönderemiyorum aşkını dönülmez sürgünlere
zindanlarımda binlerce aşk çürüten ben
ellerinde çürüyorum
lanet olsun
sana bunları söyleyemiyorum

aşk lafta erimez
sen beni sana uzak ve acıyan bildiğin kadar
ben acınacak haldeyim halbuki
aşkın kalbime mezar
yıllanmalı bu aşk yılların mayasında
yokluğuna tutunmak çabasında yok oluyorum
sen bu şehirden gidince
cüzamlı bir kadına dönüşüyor İstanbul
iğrenmemek elde değil
şiir yazamıyorum ne sana
nede istanbula

lafta erirse
çekip vuracağım şerefimi
bu aşk biterse benden yana
keseceğim kendi nefesimi
alma gözlerini gözlerimden
sana bakıpta ağlamamak mümkün mü
bundandır o geceki gözyaşım
acım cinnet geçirmiş gördün mü
sana zararsız,boğazlayacak kendini

erimek
bir öpüşünden sonra kazındı aklıma
en anlamlı sözcüğüm oldu
seni şifrelerken buldum yaşam kelimemi
her aşk lafta erimez
kurcalama benden olan anlayacak yazdığımı
bir yara bıraktın kalbime silinmez
sen bu şehirden gittikçe
sızım sızım hissettirecek kendini
ne tuhaf bir şiir bu
ama inan yazan beynim değil
kalbime söz geçirebilseydim
sen bu şehirden gittiğin an silerdim seni
neleri bilir bu şairde bir seni bilmez
seni artık sevmiyorum desem de bil
her aşk lafta erimez

20.03.2006

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ayışığım

3/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

'Canımı yakan bir şeyler var yar
Söyleyemiyorum, yazamıyorum
Ben beni içimde öldürdüm ama
Kendi mezarımı kazamıyorum'

Bu ağıt düşüyordu Akçakoca’nın gece yarısına
Semada ilk kez bu kadar yıldız görüyordum
Benim şehrime küskün gökyüzünü
Senin mevsiminde yakalıyordum
Islanmış şakağıma suretin vuruyor
Yığılıyor kalbime tüm kötü bakışların
Bağışla diyorum
Önce kendini bağışla kalbim
Tahayyül ettiğinden fazla acı çekeceksin
Bilmediğin bir dilin ağıtın da teskin arayacaksın utanarak
Kaç devir atacaksın üstünden tepetaklak
Savaş kalbim
Bir gün başaracaksın

Muzdarip gölgelerle sebat etmek var kaderde
Serde senin sevdan
Beni senden başka bir şey tutamaz hiç bir yerde
Hatırımda yüzün yok diye kaç şiire tarih atmadım
Ayışığım
Düş demetlerinden yalansız bir yarın sunacağım sana
Hırçın Karadenize söylediğim sevda ağıdına yemin olsun ki
Bu mavi yeşil cennet diyarına inen meleklere yemin olsun ki
Gözyaşları idam edilmiş bir gelecek bırakacağım kucağına
Kirpiklerin ıslanmasın diye tüm acıları sürgün edeceğim olduğun yerden
O an anlar mısın seni en çok sevenin ben olduğumu
O zaman sana verdiğim değeri farkedebilir misin?
Yoksa yine ağlatır mısın alelacele ağzından çıkan bir kelimeyle
Ayışığım
Söylesene

‘Seni beklerim ben sonsuza kadar
Acını çekerim, yazılmış kader
Sözlerimi sensiz istersen eğer
Ben senle dolmuşum, susamıyorum’

Avucuna sıkıştıracağım bir gün kelimelerimi
Yüzüne bakıp hep seni sevdim diyeceğim Çınarda
Bu şiirin sana olduğunu öğreneceksin
Susacaksın
Kalacak ya da gideceksin
İsmi konulmamış bir sonu yazıyorum
Sen iyi ya da kötü bir kelimeyle
Son vereceksin şiirlerime

‘Seni senden bile fazla severken
Acımazsan bana, artık git dersen
Yaralı bir kuşum, yüreğim sersem
Kanadım kırılmış, uçamıyorum ‘

Hazin bir keman sesini boğacak gitarım
Sen kaçamak bakacaksın tellerin arasından
Yüzün gitarıma vuracak
Doğaçlama bir şiir okuyacağım sana
Nerden çıktı bu şiir diyeceksin
Sonra susacak gitar, ben susacağım
Yüzünü alacaksın gitarımdan
Yine aşık edecek beni bu enstrüman
Nefesimi kesecek senin kokun
Her halin ürpertiyor içimi ama
Ben en çok beni anlamamandan korkuyorum

‘Sesini duymazsam bitsin bu hayat
Yüzünü görmezsem görmeyim rahat
İçimde ciğerim kalbimle inat
Nefes alıyorum, yaşamıyorum’

Bir sabah yine senden uzağa gideceğim istemeden
Vedalaşmadan,sarılmadan
Kalkıp gideceğim geldiğim gibi
Uykunu seyredemeden gideceğim
Gideceğim...
Bu bir kara büyü, asi ağıdı
Konuştukça seni çözme gayretinde insanlar
Söylemeyeceğim adını
Hazan mevsimimi sana aşık geçireceğim
Son bir kelime çıkacak ağzımdan,
Güneş doğarken uykuna
Seni seviyorum diyeceğim
Hoş kal demeden
Gideceğim

Ağıdımı alacağım Akçakoca’nın gece yarısından
Yıldızlara küseceğim geldiğim şehir gibi
Ayışığım
Yüzünü saklayacağım göz ucumda
Susacağım
Bir şiir uğurlayacak beni otobüs garında

'Şimdi susma mevsimindeyim denizkızı
Ömrümün zemherisinde
Yüzün tadında bir zehirdeyim
Ellerindeyim ellerinde'

28 Temmuz 2006-Akçakoca Düzce

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::