Denizkızı Efkarının Yazdırdıkları

10/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

Bu şiirin hikayesi:

18 temmuzda yazmaya başladım ve bitirmeden önce 20 temmuzda Akçakoca seyahati ardından da okul telaşına düştüm.10 ağustosta okurken şiiri tekrar yazmaya karar verdim.20 temmuza kadar yazdığım cümlelerin başharfleri büyük harfle başlıyor.bugün yazdıklarımda küçük harfle.

 

Denizkızı Efkarının Yazdırdıkları

Ver felaket üstün körü bir gazaba hapset
Ver felaket beni ele güne muhtaç et
Bu hangi meleğe yakışır ki denizkızı
Kurak bahçesinde efsun yetiştiren bedevi
Figanıma paha biçerse şayet
Susacak dünyanın karanlık yüzü
Buluğ çağını tamamlayacak mutluluk
Sinemde hüznün kalacak isli geceden
Kokun duyulmayacak penceremden
Damarlarımda şahmaran zehri
Böyle umudu somut şiire tövbe
İçten fethetme çağındayım kaleleri
Senin kalbin sarp kayanın üstünde
Ne zaman kalemi elime alsam
Gözlerin kelebekler uçurur gökyüzüne
Nefesin kara bulutları boğar
Hicran çağımın nazlı süreyyası
Kaç hıçkırığına yeter tahammülüm
Seyrin bile zeval veriyorken kalbime
Bu canhıraş feryadı nasıl sahiplenirim
İrem bağlarının nefsi gül kızı
Nice anı sensiz yarım bıraktım
Anaç bir sancıyla kızardı şafak
Sabah meltemini sana bıraktım
En asi kelimem ayakucunda
Uysallığın kemendidir boynumda
Konması imkansız kalbimi vurdun
Bu avdan ne kadar düşer payına
damla nazarından ürkerken kainat
aklı selim işi değil yaptığım
kaç nehir ömrüme kan taşıyacak
fersahını bilmem,izini bilmem
işte alınyazım,bak işte çilem
bir ömür ardından şiirler yazmak
hazanıma müddet çizemiyorum
düş diyarını varederken nazlı tenin
bir mecalsiz bakış takıyosun gözlerime
bu neyin nişanıdır
bu nasıl bir kaybetme abidesidir ki
seni göremiyorum
dilim tökezliyor adını söylerken
uykuyu unutmuşum aşkının nihayetinde
şark fasıllarında gece giriyor yatağıma
buruluyor yıldızların yüreği
senin gökyüzüne taşınacaklar
seni görüp bana anlatacaklar
birlikte ekmek keseceğiz sensizliğe
seni birlikte bekleyeceğiz
fezama gel bu uğursuz uğraşları yakayım
sana çalan bir şiir yazayım körpecik aşkımla
babil kulesinin gözü yaş kızı
vurgun yesin seni bensiz bilenler
kırıldı elinde el bilmez fikrim
kaskatı kesildim,hevessiz kaldım
zemheride vuslat var mı sinenle
elimi açıpta rabbe yalvardım
beni ondan onu senden ayırma diye
ver saadet bir ömür yüreğine hapset
ver saadet al yanına kölen et
bu senin gibi bir meleğe yakışır denizkızı

(18 temmuz-10 ağustos 2006)
 

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

DENİZKIZINA İLK YAZIM

10/8/2006 · Kategori: Yazilarim-Hikayelerim

Hicran çağımın figan mevsimin de adın ilk kez düştü dudağıma.gül cemalinden uzak yaşamaya çalıştım uzun müddet.Akrep ve yelkovanı bir gün seni kalbimden sökecek kadar güçlü zannettim deniz kızı.Seni tuhaf ve zamansız,seni kalbimi meşgul eden sıradan bir fısıltı sandım.Ne bilirdim fırtınaların bu kadar habersiz,ani ve yıkıcı olduğunu.Gönül denen,benim çoktan kana ve gözyaşına doyurduğum harabemde çiçekler açabilecek kadar büyük bir kudretin sebepsiz ve sualsiz kölesi olduğumu farkettiğimde geç kalmıştım.İlk kez geç kalışıma sevinip,ilk kez geç kalmış olmamdan utandım denizkızı.Pusulasız çıkılan bir yolculuğun sonunda limanına demirleyip orada bulunduğumu hiç kimseye söyleyememekti yaşadığım.Gün geldi seni seviyor olmaktan utandım,gün geldi sana layık olamadım,gün geldi seni özledim,sana baktım,ağladım.Şimdi içimde sana biriktirdiklerim kağıda yazılmayı reddederken ben umudumu kırık kalemimin ucuna,belki birgün yüzüme çarpıp gideceğin şiirlerime bıraktım.Adını hiç kimseye söylemedim,hiç bir yerde yazmadım.Kalbimden benden habersiz büyüdün ve orada kalmalısın.Hep birine aşık olacaksın korkusuyla nefes alıp verirken seni sevdiğimi uzun zaman sana söyleyemeyeceğimi ve acı çekeceğimi biliyorum.Ama ben buna kader diyorum.Çaresizliğimden kader diyorum denizkızı ...

(05 Nisan 2006 Çarşamba)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Her Aşk Lafta Erimez

5/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

sen bu şehirden gidince
güneş gözlerinde gidince
değersizleşiyor İstanbul
seni sensiz anlatmanın anlamsızlığı
iki kelimeyi bir araya getiremiyorum
bak yine yutkundum hevesimi
söyleyemiyorum
seni ne kadar çok özlediğimi

her aşk lafta erimiyor
ben bitiremiyorum beynimde seni
üç beş günlük bir aşkı bitirir gibi
gönderemiyorum aşkını dönülmez sürgünlere
zindanlarımda binlerce aşk çürüten ben
ellerinde çürüyorum
lanet olsun
sana bunları söyleyemiyorum

aşk lafta erimez
sen beni sana uzak ve acıyan bildiğin kadar
ben acınacak haldeyim halbuki
aşkın kalbime mezar
yıllanmalı bu aşk yılların mayasında
yokluğuna tutunmak çabasında yok oluyorum
sen bu şehirden gidince
cüzamlı bir kadına dönüşüyor İstanbul
iğrenmemek elde değil
şiir yazamıyorum ne sana
nede istanbula

lafta erirse
çekip vuracağım şerefimi
bu aşk biterse benden yana
keseceğim kendi nefesimi
alma gözlerini gözlerimden
sana bakıpta ağlamamak mümkün mü
bundandır o geceki gözyaşım
acım cinnet geçirmiş gördün mü
sana zararsız,boğazlayacak kendini

erimek
bir öpüşünden sonra kazındı aklıma
en anlamlı sözcüğüm oldu
seni şifrelerken buldum yaşam kelimemi
her aşk lafta erimez
kurcalama benden olan anlayacak yazdığımı
bir yara bıraktın kalbime silinmez
sen bu şehirden gittikçe
sızım sızım hissettirecek kendini
ne tuhaf bir şiir bu
ama inan yazan beynim değil
kalbime söz geçirebilseydim
sen bu şehirden gittiğin an silerdim seni
neleri bilir bu şairde bir seni bilmez
seni artık sevmiyorum desem de bil
her aşk lafta erimez

20.03.2006

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Son Vahşet Üzerine

5/8/2006 · Kategori: Yazilarim-Hikayelerim

Bu bir vahşet,bu bir cinayet,bu bir ihanet insanlık tarihine,bu dünyanın asırlardır edindiği tüm güzel değerlerin örneğin sevginin,saygının,aşkın,merhametin,kardeşliğin bir silah ucunda,bir vicdan boşluğunda,bir emir komuta zincirinde vurulması,öldürülmesi.Bu bir felakettir zira hiçbir felaket bu kadar gözyaşını peşi sıra getirmemiştir.İncir çekirdeğini doldurmayan bir sebebin ardına sığınacak kadar alçalıp sonrasında masumları,silahsızları,doğum sancısında bir anneyi,ağzı süt kokan bebeği öldürmenin kendini devleştirdiğini sanan,tarihte insanlığa kan ve gözyaşından başka bir şey bırakamamış  ben-i İsrailin son katliamıdır tanıklık ettiğimiz.Bu bm nin acziyet maskesi taktığı,ab nin timsah gözyaşı akıttığı,abd nin dünya üzerinde her şey benim emrimde ben ol demeden hiçbir şey olmaz deyip tanrı rolüne soyunduğu,300 milyon arap dünyasını yöneten kişilerin iktidar korkusu,saltanat sevdası ve abd hayranlığı yüzünden 7 milyon nufüslü bu zalim zümreye bir şey yapamadığı katliamdır.bu bizden sonra yahudi siyonizminden daha çok etkilenecek,mc donalddan yemek yiyecek,coca coladan vazgeçmeyecek yeni nesle unutturulacak ve yapılan her şeyin İsrailin yanına kar kalacağı bir savaştır. Vücudunun küçüklüğünden çocuk olduğu anlaşılan ama kandan,parçalanmışlıktan,yanık vücudundan ötürü erkek mi kız mı olduğu anlaşılamayan,bu insan avında ne ilk ne son olacak nefessiz bırakılmış bir cesedin fotoğrafına bakıyorum şu an.Bir diğer fotoğrafta bir tepenin yamacında melek masumluğunda uykuya daldığı fikrine kapılabileceğim ama dikkatimi topladığımda cansız bırakıldığını fark ettiğim bir kız çocuğu var.Az ilerisinde bir su şişesi ve muhtemelen ona ait…su içerken vurulduğu ihtimalini düşünmenin verdiği ve bana ağır gelen bu azap benden başka hiç kimsenin kalbini yakmıyor mu acaba?Bu dünya üzerinde İsrailin karşısına geçip sen artık çok oluyorsun diyecek kadar şeref dolu insanların yönettiği bir devlet arıyorum ama insanlık yüzüne balo maskesini takmış ve olayı sonu belli bir Romeo jüliet trajedisi gibi izlemekte.Oyun bitince bütün oyuncuları alkışlayacaklar.Sahneden çok izleyici sıfatı taşıyanları alkışlıyorum ben çünkü rollerini çok iyi oynuyorlar.Bir başka fotoğraf  takılıyor gözüme.bombalanmış bir apartman enkazı ve sayısı kestirilemeyen enkaz altında cesetler...söylenecek çok fazla şey yok.

Bu bir soykırımdır,bu bir miras yeme kavgasıdır,bu yaşlı kurdun sofrasından azık çalma yarışıdır ve insanlık bir gerilim filmi izler gibi rahat koltuğunda filmin sonuna senaryo üretme sevdasındadır.Yazacak onca şey varken susuyor kalemim çünkü sorulacak tek soru kalıyor her fotoğrafın sonunda ’noldu bana.düşmanımın gözyaşını gördüğümde bile titreyen kalbim neden insan şerefine yapılan bu ihanete kayıtsız kalıyor.’

Sahi noldu bize ?

(4 ağustos 2006)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Ayışığım

3/8/2006 · Kategori: Denizkizina Siirler

'Canımı yakan bir şeyler var yar
Söyleyemiyorum, yazamıyorum
Ben beni içimde öldürdüm ama
Kendi mezarımı kazamıyorum'

Bu ağıt düşüyordu Akçakoca’nın gece yarısına
Semada ilk kez bu kadar yıldız görüyordum
Benim şehrime küskün gökyüzünü
Senin mevsiminde yakalıyordum
Islanmış şakağıma suretin vuruyor
Yığılıyor kalbime tüm kötü bakışların
Bağışla diyorum
Önce kendini bağışla kalbim
Tahayyül ettiğinden fazla acı çekeceksin
Bilmediğin bir dilin ağıtın da teskin arayacaksın utanarak
Kaç devir atacaksın üstünden tepetaklak
Savaş kalbim
Bir gün başaracaksın

Muzdarip gölgelerle sebat etmek var kaderde
Serde senin sevdan
Beni senden başka bir şey tutamaz hiç bir yerde
Hatırımda yüzün yok diye kaç şiire tarih atmadım
Ayışığım
Düş demetlerinden yalansız bir yarın sunacağım sana
Hırçın Karadenize söylediğim sevda ağıdına yemin olsun ki
Bu mavi yeşil cennet diyarına inen meleklere yemin olsun ki
Gözyaşları idam edilmiş bir gelecek bırakacağım kucağına
Kirpiklerin ıslanmasın diye tüm acıları sürgün edeceğim olduğun yerden
O an anlar mısın seni en çok sevenin ben olduğumu
O zaman sana verdiğim değeri farkedebilir misin?
Yoksa yine ağlatır mısın alelacele ağzından çıkan bir kelimeyle
Ayışığım
Söylesene

‘Seni beklerim ben sonsuza kadar
Acını çekerim, yazılmış kader
Sözlerimi sensiz istersen eğer
Ben senle dolmuşum, susamıyorum’

Avucuna sıkıştıracağım bir gün kelimelerimi
Yüzüne bakıp hep seni sevdim diyeceğim Çınarda
Bu şiirin sana olduğunu öğreneceksin
Susacaksın
Kalacak ya da gideceksin
İsmi konulmamış bir sonu yazıyorum
Sen iyi ya da kötü bir kelimeyle
Son vereceksin şiirlerime

‘Seni senden bile fazla severken
Acımazsan bana, artık git dersen
Yaralı bir kuşum, yüreğim sersem
Kanadım kırılmış, uçamıyorum ‘

Hazin bir keman sesini boğacak gitarım
Sen kaçamak bakacaksın tellerin arasından
Yüzün gitarıma vuracak
Doğaçlama bir şiir okuyacağım sana
Nerden çıktı bu şiir diyeceksin
Sonra susacak gitar, ben susacağım
Yüzünü alacaksın gitarımdan
Yine aşık edecek beni bu enstrüman
Nefesimi kesecek senin kokun
Her halin ürpertiyor içimi ama
Ben en çok beni anlamamandan korkuyorum

‘Sesini duymazsam bitsin bu hayat
Yüzünü görmezsem görmeyim rahat
İçimde ciğerim kalbimle inat
Nefes alıyorum, yaşamıyorum’

Bir sabah yine senden uzağa gideceğim istemeden
Vedalaşmadan,sarılmadan
Kalkıp gideceğim geldiğim gibi
Uykunu seyredemeden gideceğim
Gideceğim...
Bu bir kara büyü, asi ağıdı
Konuştukça seni çözme gayretinde insanlar
Söylemeyeceğim adını
Hazan mevsimimi sana aşık geçireceğim
Son bir kelime çıkacak ağzımdan,
Güneş doğarken uykuna
Seni seviyorum diyeceğim
Hoş kal demeden
Gideceğim

Ağıdımı alacağım Akçakoca’nın gece yarısından
Yıldızlara küseceğim geldiğim şehir gibi
Ayışığım
Yüzünü saklayacağım göz ucumda
Susacağım
Bir şiir uğurlayacak beni otobüs garında

'Şimdi susma mevsimindeyim denizkızı
Ömrümün zemherisinde
Yüzün tadında bir zehirdeyim
Ellerindeyim ellerinde'

28 Temmuz 2006-Akçakoca Düzce

Abdülkadir Karaca

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »