www.abdulkadirkaraca.com

2/9/2007 ·

Sevgilim

Ne bir çöl masalıydı
Ne yılları eritmiş bir düş
Ansız ve amansızdı
Kalbimi sahiplenişin
Sahi ben nasıl yazardım
Böyle şeyleri
Nasıl yaşardım sen yokken
Ne yapardım
Bu kadar çok ağlar mıydım?
Soğuk muydu bana
Herkes bugünkü kadar
Yoksa üşümeye alışmalı mıydım?
Sana geç mi kaldım?
Erkenin miyim?
Sevgilim
Bu sözüm gizli
Biliyorum
Ki ben bu aşkı
Gizleyemiyorum
Kalbim öylesine viran ki
Neyi hapsetsem kurtuluyor
Hem yanında çarpamıyor
Hem de senden ayrılmıyor
Peki sen yokken
Tek kişiye can verirken
Şimdi bana yetmeyen
Kalbim o zamanlar ne işe yarardı
Bu kadar korkar mıydı?
Kaybetmekten, geceden, sevgiden
Bu kadar kırılgan mıydı severken?
Kafiyeyi nasıl da unutmuşum
Ölçü,uyak ve şiir
Nereye demirledim servetimi
Nasıl bir anda kaybettim
Yoksa ben hep kötü mü yazardım?
Anlatamaz mıydım?
Kalbimden dilime gelene dek
Çoğalmasını istediklerim
Yok mu olurdu?
Şimdi olduğu gibi
Bilmek istiyorum
Seni farklı kılan ne?
Epeydir üstümde bu yol yorgunluğu
Bu kırık sözcüklerim
Bu ıslak şiirlerim
Sessiz sevgim
Ben böyle susar mıydım?
Sevgilim
Belki de bir yerden başlamalı mıyım
Seni kazanmaya
Yenebilir miyim yasakları
Önce en ifritten olanına
Karşı çıkabilir miyim?
Sahi sana diyebilir miyim?
Sevgilim,
Sevgilim,
Sevgilim
6 Haziran 2007

 

Bitimin Şiiri

Kaybetmenin tesellisi olmuyor
Kazanmakla göbek bağımız kopmuş
Binlerce ihanet aldım üstüme
Diyeti ödenmiş,gözyaşı susmuş
Yüreğimi sana sunayım diye

Ne inkar kudretim var sedef kakmalı
Ne de aşığım dedirtecek kutsal hazinem
Kimse bilmez can evime sakladığımı
Acaba kendimi ihbar mı etsem
Telaş yüzlü hüzzam şarkılarıma

Madem Kevser diri iken içilmez
O zaman içtiğim sen olmalısın
Başka bir sarhoşluk beceremem ben
Hicran niyetine sen dolmalısın
Acı zamanıma, sancılarıma

Ne bir giden var beklediğim
Ne saçları cennetten bir sevgili
Yükü hazır bulutlar gibi
Efkâr çekiyorum kendime
Üstüne ıslakça konayım diye
24 Mayıs 2007

 

İncitme Ne Olur

efkarımı bari hür bırak ey yar
gözyaşıma bari tahammül eyle
susmamı istersen,gel yaramı sar
artık işim olmaz benim gülmekle
efkarımı bari hür bırak ey yar

nefesinde donan sözlere inat
tek söz söylemeden yanacak aşkın
mektup taşır dicle,dert taşır fırat
ağıdımı söyle hangine attın
nefesinde donan sözlere inat

adımı dilinde lekesiz söyle
tınısında ölen bir çocuk büyüt
çiğneme,çiğnetme ninnilerinle
koynuna alma hiç, taşlarda uyut
adımı dilinde lekesiz söyle

şehir aşkı yakmış, sancım bu yüzden
ihanetin bile sızlatmaz artık
kaç ağaç kırıksız çıkar bu güzden
beni ağlatmıyor bu kör karanlık
şehir aşkı yakmış sancım bu yüzden

mavini giy yine gece kaybolsun
sessizliğin sensiz olanı zalim
sana şiirler küs biliyor musun?
kara baktığın an yığılır zihnim
mavini giy yine, gece kaybolsun

zehrin karışması kana yokluğun
pusulası evham gösteren kaptan
nedir bilmem benden üstün bulduğun
aşka düşman ecel yüzlü mihraktan
zehrin karışması kana yokluğun

zafer taklarıyla övünür zulüm
sen benimle övün,şair yaktım de
sarı çiçeklerle solsun tek gülüm
şerha tutmuş bir kalp görse elimde
zafer taklarıyla övünür zulüm

ateşin toprağa ihanetidir
kibiri buyruğun kanlısı kılan
gülüşün bir çocuk merhametidir
öyle bir aşk ki bu,en son kazanan
ateşin toprağa ihanetidir

gözlerinde ölmekte bir ihtimal
ama büyütmeye gelmiyor niçin
dünyayı ver inan taşır bu hamal
Yaşamayı bilmez sevdakar için
gözlerinde ölmekte bir ihtimal

aynana sır diye hüznümü sürdüm
bunca güzelliğin işte bu yüzden
serçe yüreğimde sızın kördüğüm
güneş değil sen doğ diye gündüzden
aynana sır diye hüznümü sürdüm
14 mayıs 2007

 

Ne Biçim Bir Hikaye

Yar bu ne biçim bir hikaye
Gülmek yok,mutluluk yok
Efkar dolu fikirler soluyorum gecelerime
Bu nasıl bir işkence
Yarası günahından çok
Ağlamak istiyorum gençliğime kanmadan
Vurulmak değil de yarası sarılmamış olmak
Ah öyle bir acı ki dil ister anlatmaya
Ben aşk suskunu garip
Zaten hasta kalbim dayanmaz bu sancıya
Kararmak istiyorum daha bir kez doğmadan
Her yangında İbrahim,kuş kanlı Yusuf olmak
Ah ne dermanım var çare aramaya
Ne de sen derman bu acıya
Konmak istiyorum daha bir kez uçmadan
Kızgın kumları ayağımı yakacak çöle
Sonunda ne sen benimsin,ne de benim mutluluk
Yar bu ne biçim bir hikaye
08 Mayıs 07

 

Süreyya

Hapsolmuş toprakların özgür kızı Süreyya
Hanedan izlerine kanıp sende kaybolma
karanlık dehlizlerin sonu yok sanıyorsun
İsterdim sonsuz olan sade dehlizler olsun
Yaralar taşıyorum sonsuz ve kapanmayan
müddetsiz bekleyişim beni usandırmayan
Mahrumum ülfetinden asi bildiğin kadar
Üç beş kağıdım olsun,ömür boyu oyalar
Bilinmez iz sürsende sana giden şiirler
El sürsem ellerine ellerin eli ister
Sana yaban görünen nedir bir yol söylesen
Gençliğime ziyansın,günahıma girmesen
Süreyya kanatlanan devirlerin mührüsün
Bir yol çiz dertli başım peşin sıra sürünsün
İsminden sızan zehir kül etti tüm arzumu
Sensizlik düşüncesi parçaladı uykumu
Menekşeler ağlıyor feryadın yaklaşınca
Kaskatı oluyorum,kanıma karışınca
Uzak zaman,yakın yer,geniş telaşlı isyan
Ne sen anlayabildin,ne anladı anlayan
Kesik bir başı yüklen,ta arza kadar taşı
Bilmem tek köle miyim nasıl taşırım arşı
Yüreğimi sökmenin söyle nedir gayesi
Şiir sussun diyeyse,sızımın biçaresi
Kanlı kalbim elinde bak ismin zikrediyor
Bir tek sen duymuyorsun,bütün alem duyuyor
Hicran yüklü çağların toprak yüzlü seyyahı
Sanki armağan verdi,sana kalbinden ahı
O yalancı şerbeti içtikçe serin hoştur
Ama bak ah taşıyan,ziyanda hem sarhoştur
Süreyya saadetti çölde kum olan yolcu
Yedi uyuyanlara süt taşır bir koyuncu
Bilmezliğini örten mehtaba benzerliğin
Saklanmak zamanında saklıydı güzelliğin
Fırtınadan kaçmayan bahçelere dönmek var
Ne demek bu dersen sen, biraz yüzüme bak yar
Düşman siperlerine,acı kurşuna talim
Bunca çile çektiren sade senin hayalin
Acemi kanmışlığım ne çok susattı beni
Gökteki yıldızlarla çiziyorum çehreni
Duyduğum sesler uzak,alem esir mahşere
Kimse konuşmasın mı deniliyor her yere
Bu tekil seslenmeler kaybolmasın diyorum
Süreyya çağ deviren aşkını istiyorum
Ilgıt ılgıt siyahı soluyorum derinden
Bana bahsetme nolur acı zaferlerinden
Ben kan görsem kanarım,aşkı yaralıyorsun
Bu rezil aşk kıyıma kılıf mı arıyorsun?
Yan gözle baktın deme,aşkımı vurur bu söz
Bakışımda aşk vardı, sende çözemeyen göz
Süreyya suçunla da günahınla da yarsın
Aşkın zehir yanını bir gün gelir tadarsın
Sorarsın kaybetmenin acısına merhemi
Yolarsın saçlarında beyazlaşmış perçemi
Bir dua,bir umutla akşam eder durursun
Bir ömür böyle geçer,yaşlanır yorulursun
Dinlenmeye durunca hıçkırıklar yol keser
Hep sana feda olduk,şimdi sende ağla der
O zaman hatırlarsın yasla geçen ömrümü
Bir genç vardı der misin,elimdendi ölümü
Kan çaldığın gönlüme biraz değer verseydin
Süreyya ben razıydım,göğsünde öldürseydin
Harami yağmasına,eşkıya bozgununa
Attıktan sonra bir kez uğramadın kuyuma
Bilsen ne elem çektim,izbeler oldu yurdum
Çektim şirk silahımı aşkı sevgiyi vurdum
Yerine koyduklarım hasretimi emzirdi
Büyüttüğüm özlemim,önce beni devirdi
Özümü teslim ettim,bitmez kara sevdaya
Mesut günüm olmadı,gülmedim hiç Süreyya
12 Nisan 2007

 

Sessiz Çığlık

ilkin sarmaşıklar sustu
sonra da piyano
çigan çalan büyülü peri
zamanın yokoluşuna doğru gitti
gördüm
ve ben ona hiç bir zaman
aşkımı besteleyemedim
uzak bir türkü düştü narman ağzından

'gitti yar ele geçmez
zülfü hayalden geçmez
yedi koç kurban etsen
yine yar ele geçmez'

kanatsızlığıma yandım
uçma bilmezliğime
senle geçen hiçbir şeye yanmadım
pişman değilim sevmişliğime

zaman nerde yokolur bilmiyordun
demek istedimki nicedir kalbimde
sensiz geçen akrepleri durduruyordum
zaman ağladığında bitti ey peri
sen ağladın üstümden dünyam gitti
uzak bir türkü düştü narman ağzından

'gitti yar ele geçmez
zülfü hayalden geçmez
yedi koç kurban etsen
yine yar ele geçmez'

 

Yeniden Sevdim

kalbimin isyan damarlarını söküp götürme
daha ben kaç kez idam edileceğim yargılanmadan
nolur ala gözlü yar alma ahımı
öldürmek istediğin asi
sensizliği yakmış son çırasında

kalbimin aşk filizlerini ezip gitme
peşinden yenisi gelmeyecek inan
ama sen bu ayrılığı eskitme
her gözgöze gelişte hançerle gülüşünle
yeni vurgunlara alışmalıyım
bir gün mutluluğun örtüsü kaldırılsa bile
örtü altındaki ölünün
son gülümsemesine kanmamalıyım

eğer benden bir şey götürmek istersen
paralanmış son ümidimi de götür
istemiyorum senden başka bir şey arzulamak
senden başkasına el sürmek istemiyorum
vakitsiz bir aşktan gözü yaşlı uyanmak
işte söylenecek son sözde budur
aklıma düştükçe çıldırıyorum
bana kalmana
hiç imkan yokmudur

hayalini unuttun pencerenin önünde
perdeyi açmamaya
Yeminli olsan bile
Hayalini üşütme
artık pencereme seslenmiyorsun
ismine ses vermiyorsun ya BİTANEM
bana anlatmak zorunda değilsin
nihayetine karar verdiğin bir ömrün sebebini
bırak altımdan tabure çekilsin
ben seni her bulaştığın günahta
yeniden sevdim

(19 Mart 2007)

 

Çaresizliğim

yardım et
bu girdap boğacak beni
elini ver bana
çalış çabala
kurtar beni nihayetsiz ateşten
bir zemheri yetecekken solmama
bu acımasız mevsime beni bırakma
nolur elini uzat bana
nicedir isyan ettiklerimden başka çare yok
fırtına aynı
gel görki
tek çıkış yüzümü döndüğüm sen
asabiyetim zararlı sevdiklerime
öğreniyorum
bildiğime emin olduğum herşeyi
yeni baştan öğreniyorum seni
bu uçurum sonunu göstermiyor
ben artık kendimden korkuyorum
hiç bir fal karşıma çıkarmadı seni
şimdi buradasın
elini uzat
kurtar beni
kandırıldım
zamane yalanlarla kelepçeledim ruhumu
tutku diye hoş gösterilen şeytana esir düştüm
yaz günüydü
biliyorum mevsimi değildi
üşümüştüm
sensizliğe çentik atıyordum
ısmarlanıyordum dudaktan dudağa
kulaktan kulağa dolduruluyordum
kahramanlaştırdıkça kendimi
girdabın dibine yaklaştım
işte çığlığım kulaklarında
kurtar beni
hadi
burdayım
elini uzat
sana muhtacım

ne tür şiir yazıyorsun diyor ya
ağzı kanlılar
ve onlara diyorum
kendi kefenizde beni yargılamayın
ben şiir yazmıyorum
onu arıyorum

5 Eylül 2006

 

Dilruba-hazin bir ses

dünya can çekiştirmeye başladı cansızlıklara
biten her fikir kaybolma telaşını tüketmekte
ansızın boğulasım geliyor şefkatli ellerinde
dilruba
ansızın unutasım geliyor yaşadığımız bu masumiyeti
efkar basıyor da ağlamaya utanıyor gözlerim
hırçın nefes alan denizin kızı
sen sanma ki
başka birini düşleyip attım o kuruşu dilek kuyusuna
tenha bir sokak aralığına çakılıp kalmışken
yorgun bir yüz yansıyor gecenin alnına
menzilini yitirmiş bir kervancı kadar
telaşla yaklaşıyorum sana
hiç konuşmuyorum...fakat neden?
beni bir daha yakmandan korkuyorum
dilruba
ateş ve efsun sana rüya diyor
fallar afallayıp kalmam için mi var
bana sorup,seni bilmediğini anlatanlar
yalan söylüyorlar

ben ne biçim bir günahın bedelindeyim
ey yar sözü yüzüne yaraşan
ben ne çözülmez bir fikrin pençesindeyim
bunca zaman sensiz ağıt yakmışım boş yere
dert saymışım sensizlikten başka şeyleri
yanılmış, aldatılmışım
dilruba
eskirmiş meğer senin dokunmadığın her şey
işte bunu öğrendikten sonra
ayak tozun değmiş
Tüm köhne bildirilenleri reddediyorum
meydanlara bak ölüler yürüyor ayakuçlarında
Gidişin düşünce şehrimin zihnine
daha da derinleşiyor bu kasvetli uçurum
dilruba bu aşka düştüm düşeli
içimde sana sadık bir güvercin uçururum



aslında biliyorum
kutlu zaferlerin destansı aşkı
biliyorum
ne şiirin kıymeti var yanında,ne şairin
kapı aralığından ayak sesini duyuyorum kıyametin
bir farkım olmayacak bir yığın aşkzededen
kavuşmak değil hicran güzeldi
bir hayat geçti seni düşünerek
ceylanlar vuruldu,umut tükendi
Kaç şiirim kopabilir senden gülümseyerek
bir yengeç sepetindeyim dilruba
aynı yere çıkan yolların yorgunluğu sırtladığım
İhanet anlarına alışmak gibi bir şeymiş
senin getirdiğin mutluluğun tadını unutmak
ördüğüm tüm yalan duvarlarının yıkılmasıymış
Artık senin olmadığın doğrusuna inanmak
Dilruba öyle bir günah ver ki bana
cennet köşkünden atılayım
Öyle bir yere bırak ki,
Bir ömür seni bulamayayım
Bilirmisin?
Bu bedeli ağır sürgüne razı gelmelerim
Bu iştahlı sevip birden bire devrilmelerim
Senin içimde açtığın oyuğun armağanı bana
Ki bilirim sen hiçbir şey olmamış gibi
Gülümseyen maskeler takacaksın
Dilruba
.....
15 eylül 2006 (01,27) -5 mart 2007(23,47)

 

Gülüm

gönlümü içine attığım gülü
gül günü elimden alma be gülüm
feryadımda yokolmayan büyülü
aşkını başıma salma be gülüm

müddet biçilmiyor aşkın ömrüne
kaç kuş sevdalanır bir gökyüzüne
bensizliği yorgan alıp üstüne
tatlı rüyalara dalma be gülüm

sana ulaşmıyor bir türlü sesim
sen isteğim,arzum,bitmez hevesim
seni üşütmesin bu soğuk mevsim
bir yele kapılıp solma be gülüm


yani yoktur senden başka bildiğim
sevap deyip yıllar yılı sevdiğim
ben sen varken bile sana hasretim
gönlüm olsun diye kalma be gülüm

tan yeri ağarır,zaman durulur
bir cellat,bir urgan elbet bulunur
korkarım ecelim elinden olur
ölüm ağıdımı çalma be gülüm


sıhhat ne bilmesem,sızlanıp dursam
başımı taşlardan taşlara vursam
kırık kadehime,cansuyum olsan
lütfedipte sakın dolma be gülüm


son nefes haberim sana gelince
düşmanlarım düğün,bayram edince
sende ortak ol yar,bu son sevince
üzülme,saçını yolma be gülüm

ne karun mülküne değişilirsin
ne şah hükmü ile vazgeçilirsin
perişan edersin,dert çektirirsin
bu kadar da zalim olma be gülüm

(19 Şubat 2006)

 

Sende Ölmeye Gelmişim

Git deme sen ey yar bana
Bir kez gülmeye gelmişim
Bin söz say dök,kana kana
Kadrim bilmeye gelmişim

Susarım kabuk bağlarım
Sana göstermez ağlarım
Hep çoğalır yaralarım
Merhem sürmeye gelmişim

Bu menzil yaşama çıkmaz
Bu dere ummana akmaz
Canda ateş,kahrım yanmaz
Sende sönmeye gelmişim

Bela,çile sabrım bitti
Kasvet,hüzün ömrüm geçti
Mevlam müddetimi biçti
Sona ermeye gelmişim

Dost bilmişim yad elleri
Zehirliymiş öz dilleri
Bana solgun çiçekleri
Sana dermeye gelmişim

Nazlı yarim niyaz eyle
Yüzüme bak,bir söz söyle
Gözün yaşlı olmaz böyle
Yandım,tövbeye gelmişim

Nefes sayılı alemde
Sözüm de bitti kalem de
Yaşamıma çektin perde
Sende ölmeye gelmişim

28 Mart 2007

 

Gülü Gül İçinde...

Gülü gül içinde kaybeden ben
Seni kendi içimde kaybedemiyorum sevgili…
İçimden bir aşkla taşıyorsun
Seni kaybettim diyorum soranlara ama biliyorum
Sen hala kalbimde yaşıyorsun
Sonra keman sesi düşüyor aşkların bittiği yerden
Üşüyen tellerinde misin?
Nerdesin?
Kaçak yolcular bile kavuşuyorlar ister istemez
Sönüyor yakılmış kara yazılar
Söylesene ey sevgili nerdesin?
İlk sakladığım yere döneyim mi?
Hadi söyle, hala kalbimde misin?
Kemanın telinde mi?
Gülü gül içinde sunsam sana
Altın yaldızlı bir gökyüzü bıraksam avuçlarına
Bir yol çıksa önüme düşsem o yola
Kaçmayı bırakıp peşimden gelir misin?
Söyle içimde yitirdiğim sevgili
Hadi söyle NERDESİN? ? ? ?
Bir yaprak kağıda sığar sesin
Ensemde tuttuğum güneşim
Söyle NERDESİN? ? ?
18 kasım 2006

 

Ben Nasılsa Susarım

Rüzgar saçlarına değmeyecekse
Esmeyiversin
Zaten seninle dillenir aşk
Mutluluk senin türkülerini söyler
Gözlerine saadet gelmeyecekse
Tüm şiirlerim tükensin

Çiçek yaprağına hayalini as
Gülmeyi özlerse o ela gözler
Benimde gözümde,sis düşmüş bir yaş
Kirpik uçlarıma inerse eğer
İstemem yaşımı kimse silmesin
Ben nasılsa susarım
Senin acın dinince
Ben nasılsa susarım
Sen yağmur vermeyince

Kahramanı belli romanlar gibi
Biter mi hayalim gönül sahnende?
Umudun yolunda ayak izlerim
İstemem ki senden başka
Peşimden hiç kimse gelmesin
Ben nasılsa giderim
Senden yol verilince
Ben nasılsa giderim
Sen bana gelmeyince

17 Aralık 2006

 

Kalbim Ağlıyor

Yüzün düşmüyor gölgelerime artık
Sahiplendiğim hiçbir şey bana ait değil
Bir yol göster sana giden geleyim
Şimdi sende böyle surat asmışken
gitmeliyim

Kalbim ağlıyor kalkta bak pencerenden
Kalbim ağlıyor sanki kopacak yerinden
Gidecek uzak diyarlara sen sevmezsen hiç gelmeyecek
Kalpsiz kaldım bana bir kalp ver içinden

Anlamı yok sözlüğümde bu aşkın
Diken dökme yollarıma gelemem
Hilal yüzün hürmetine kin tutma
Böyle karanlıklar yutuyor aşkı
Zaman doldu
Sen sevmiyorsun beni
Yoldan çekil
Engelleme gitmemi

Kalbim ağlıyor kalkta bak pencerenden
Kalbim ağlıyor sanki kopacak yerinden
Gidecek uzak diyarlara sen sevmezsen hiç gelmeyecek
Kalpsiz kaldım bana bir kalp ver içinden

21 ekim 2006

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:ali gündüz | Tarih: 2008-07-20 23:30:06
Konu: ABDULKADİR KARACA’NIN HAYATI

ABDULKADİR KARACA’NIN HAYATI

01 Ağustos 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Erzurumlu olan şair ilk şiirini 9 yaşında halasının isteği üzerine yazdı. Bundan sonra 15 yaşına kadar şiir yazmamıştır. 2000 yılından beri şiir yazmaktadır ve katıldığı bazı yarışmalarda derece almıştır.
Ulusal bir radyo olan Meltem radyoda yayın sorumlusu olarak çalıştı. Radyo 2000'de hafta içi her sabah 07:00-09:00 saatleri arasında Vitamin Show isimli programı yaptı. Hilal TV. de Spikerlik ve Yönetmen yardımcılığı yaptıktan sonra Özlem TV’de program sunucusu,yayın sorumlusu olarak çalıştı ve bir yandan da Mesaj TV. de yönetmenlik yaptı.Halen Meltem TV’de program yapımcılığı ve sunuculuğu görevi yapmaktadır.
Çalışmalarını yayınladığı www.abdulkadirkaraca.com isimli sitesi bulunmaktadır.
Üstad İshak Özlü’nün yazdığı önsözden sonra şair Abdülkadir Karaca’yı anlatmak zor. Radyo yayın sorumluluğu, TV’de Spikerlik ve Yönetmen yardımcılığı gibi tecrübe ve bilgi birikimi gerektiren görevleri yapan genç şairin bu şiir kitabından sonra geleceğinin parlak olduğuna inanıyorum. Güçlü şiirleri ile edebiyatımızda iz bırakacaktır. Yeter ki siz okurlar, şaire sahip çıkarak, imzalı bir kitabını alın. Genç şairimize sahip çıkmanızı istiyorum.
Nice Başarılara…
Yolun açık olsun dostum.

Ali GÜNDÜZ
Anayurt Gazetesi Yazarı
www.gunduzkitabevi.com.tr

Bağlantı »

« Önceki ::